KARANLIKTAN AYDINLIĞA
Av. Abidin ŞAHİN
Av. Abidin ŞAHİN
Bu gün en uzun gün, akşamı da en uzun gece...
Yarından sonrasında her gün biraz daha aydınlık, her gece biraz daha kısa.
Ayarıyla oynanmadık konu ve alan kalmamış olsa da, evrenin ayarıyla şimdilik oynanamıyor.
Sanırım kimilerinin kutsadığı yapay zeka da oynayamıyor.
Sür git ayarsızlıklarımızın da bir türlü sonu gelmiyor.
Saatleri Ayarlama Enstitü'lerinden ayarsızlığa terfi ettik.
'Yaz saati ayarsızlığı' sayesinde gecenin karanlığında sokaklara dökülen öğrencileri ve diğerlerini düşünmeden edemiyor insan.
Dünyanın kuzey yarım küresinde kış erken gelir, akşam erken olur.
Rusya'ya, Norveç'e, İsveç'e hasbelkader gitmişliğimiz, Dünya'nın damına yaklaştığımız olmuştu.
Karanlığın ne olup olmadığını kuzeyliler iyi bilir ve her yıl yaşar. Oralarda bir parça ışık çok yaşamsaldır.
Doğanın karanlığını toplumsal yapı ve yönetim karanlığı basmışsa daha bir zifiri karanlık oldu, kurda, hırsıza gün doğdu demektir.
Dünyadaki gelmiş geçmiş ve halen var olan toplumların kış gecelerinde karanlığa ışık tutulur.
Bu konuda yaşatılanlar aynı zamanda binlerce yıldır süren kesintisiz ışık özlemidir.
Işıklı günler, ışıklı toplumsal yapılar ve yönetimler her yere ve herkese gereklidir.
Avrupa'da, Kuzey ülkelerde, Anadolu'da, Akdeniz boylarında, Asya'nın önemli bir kesiminde bunun tarihsel geldileri halen mevcuttur.
Bir dönem yaşanan çok Tanrılı inanç sistemlerinde, pagan ve şaman kabul ve uygulamalarında ışığın hep bir Tanrısı olmuştur. Ay, Güneş ve Yıldızlar hep kutsanmıştır.
Kış gündönümünü yaşadığımız böyle bir günde ve devam edecek diğer günlerde gündönümünü simgeleyen gelenekler hep vardır ve yaşatılmaya devam edilmektedir. Yılbaşı, kış yarısı gibi geleneksel kutlamalar bunlardan sadece bazılarıdır.
Böylesi günlerin insansı ilişkilerinde, doğayla kucaklaşmalarında eşitlik, ayrımsızlık, paylaşma öne çıkar.
Bu değerlerin yaşamasına ne çok ihtiyacımız var, ne kadar da gerekli değil mi?
Yarından sonrasında her gün biraz daha aydınlık, her gece biraz daha kısa.
Ayarıyla oynanmadık konu ve alan kalmamış olsa da, evrenin ayarıyla şimdilik oynanamıyor.
Sanırım kimilerinin kutsadığı yapay zeka da oynayamıyor.
Sür git ayarsızlıklarımızın da bir türlü sonu gelmiyor.
Saatleri Ayarlama Enstitü'lerinden ayarsızlığa terfi ettik.
'Yaz saati ayarsızlığı' sayesinde gecenin karanlığında sokaklara dökülen öğrencileri ve diğerlerini düşünmeden edemiyor insan.
Dünyanın kuzey yarım küresinde kış erken gelir, akşam erken olur.
Rusya'ya, Norveç'e, İsveç'e hasbelkader gitmişliğimiz, Dünya'nın damına yaklaştığımız olmuştu.
Karanlığın ne olup olmadığını kuzeyliler iyi bilir ve her yıl yaşar. Oralarda bir parça ışık çok yaşamsaldır.
Doğanın karanlığını toplumsal yapı ve yönetim karanlığı basmışsa daha bir zifiri karanlık oldu, kurda, hırsıza gün doğdu demektir.
Dünyadaki gelmiş geçmiş ve halen var olan toplumların kış gecelerinde karanlığa ışık tutulur.
Bu konuda yaşatılanlar aynı zamanda binlerce yıldır süren kesintisiz ışık özlemidir.
Işıklı günler, ışıklı toplumsal yapılar ve yönetimler her yere ve herkese gereklidir.
Avrupa'da, Kuzey ülkelerde, Anadolu'da, Akdeniz boylarında, Asya'nın önemli bir kesiminde bunun tarihsel geldileri halen mevcuttur.
Bir dönem yaşanan çok Tanrılı inanç sistemlerinde, pagan ve şaman kabul ve uygulamalarında ışığın hep bir Tanrısı olmuştur. Ay, Güneş ve Yıldızlar hep kutsanmıştır.
Kış gündönümünü yaşadığımız böyle bir günde ve devam edecek diğer günlerde gündönümünü simgeleyen gelenekler hep vardır ve yaşatılmaya devam edilmektedir. Yılbaşı, kış yarısı gibi geleneksel kutlamalar bunlardan sadece bazılarıdır.
Böylesi günlerin insansı ilişkilerinde, doğayla kucaklaşmalarında eşitlik, ayrımsızlık, paylaşma öne çıkar.
Bu değerlerin yaşamasına ne çok ihtiyacımız var, ne kadar da gerekli değil mi?
Ankara, 21 Aralık 2025

Yorumlar
Yorum Gönder